Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam36
Toplam Ziyaret62559
Site Haritası
Takvim
Esmaül Hüsna
Siyer Araştırmaları Merkezi

Siyer Tv

Anasayfa




Diyanet İşleri Başkanlığı  “2014 yılı Kutlu Doğum Haftası teması olarak 

“Hz. Peygamber, Din ve Samimiyet”
olarak belirledi.

 


 



 





BİR GÜNEŞ, BİR SEN BİR DE TERLİKLERİM

 

Medine�de bir şirkette elektrik teknisyeni olarak çalışan Allah dostu ve peygamber aşığı bir kardeşimiz işin son günü sabah mesaisinde kendisine verilen teknik görevi tamamlayıp ayrılmak üzere iken Resulullah�ın Ravzasında elektrik çarpması sonucu vefat  etti ve Cennetul Bakiye defnedildi. Tabii ailesi mecburi istikamet  Türkiyeye döndü. O zaman 7 yaşında olan oğlu Muhammed Nebi Doğanay bugün ortaokul ögrencisi.  Kompozisyon dersi ödevi olarak bir makale yazmış ve birincilik almış.  İşte o peygamber aşkını en derinden yaşayan bir yüreğin yansımaları..

Biliriz ki dil kalpten geçen her şeyi ifade edemez. Allah bize de bu kardeşimiz  gibi Resulullah sevgisi nasip etsin. Amin.

.................................................. 

Bir seni güneşim, bir babamı, bir de terliklerimi bırakmıştım geldiğim yerde�

Bir ilkbahar gününde güller gibi kokan Medine'de dünyaya gözlerimi açmıştım. Doğduğum hastane senin Ravzanın hemen yanıbaşında  olduğu için, duyduğum ilk koku senin bahçenin gül kokuları olmuş. Babam gelip te daha kulağıma ezan okumadan, kulaklarım senin mescidinin ezan sesleriyle  şereflenmiş. 40 günlük olduğumda ilk ziyaretimi de senin Hane-i Saadetine yapmışım. İlk  adımlarımı senin Ravzandaki mermerlerinde atmış ve Rabbimle ilk buluşmamı, ilk secdemi senin mescidinde yapmışım. Hemen hemen yaptığım her ilkte sen varsın. Daha konuşmasını öğrenmeden seni sevmeyi öğrendim ben. Belki seni çok tanımazdım ama sanki bana çok çok yakınmışsın gibi severdim seni.

Senin evini her ziyarete gelişimizde seni görmesek bile senin varlığını hisseder, evinden her ayrılışımızda hüzünlenirdik.  Çocuklar evde sıkılınca babaları parka, eğlence yerlerine götürsün isterler. Biz Medine�de yaşadığımız sürece hiç babamızdan parka götürmesini  istemedik. Bizim canımız sıkılmaz mıydı acaba hiç? Sanırım Medine�deki hiçbir çocuğun canı sıkılmazdı. Çünkü orada hiçbir yerde olmayan gül  bahçesi ve bahçenin biricik efendisi vardı. Bizim vaktimizin çoğu o  bahçede geçerdi.

Senin bahçenin mermerlerine ayakkabı ile basamazdık. Yalınayak dolaşırdık mermerlerin üstünde. Kimbilir, korkardık belki de bahçenin güllerine basıvermekten. Yazın mermerler ayaklarımı yakardı. Olsun bu da bizim hoşumuza giderdi. Babama sormuştum bir seferinde

- Babacığım neden Medine bu kadar sıcak diye. Babam da:

- Evladım Medine�de iki tane güneş varda ondan, derdi.

- Nasıl olur babacığım, güneş bir tane değil mi? derdim. Babam gülerek: 

- Bak yavrum doğru, bütün dünyayı ısıtan bir güneş var ama bir de alemleri ısıtan ve aydınlatan güneş var. O güneş de Medine�de olunca sıcaklık iki kat oluyor.

Babamın bu cevabı hoşuma giderdi ve ısınırdım. Gerçekten de ayaklarımızı mermerler ısıtıyordu ama senin güneşinde, sıcaklığında içimizi ısıtıyordu. Medine�den ayrıldığımızdan beri belki ayaklarımız ısınıyor ama içimiz bir türlü ısınamıyor. Çünkü güneşimizin en büyüğünü orada bırakmıştık. Ben güneşimi kaybetmiştim. Onun evine, bahçesine gidemiyordum artık. Gerçi ışığı ta buralarda bizi aydınlatıyordu ama içimi ısıtması için onun Ravzasında yalınayak koşmam lazımdı. Evet, bahçende yürürken ezanlar okunurdu. Öyle güzel okur ki Medine müezzini ezanı, sanki Bilali Habeşi okuyor sanırsınız. Namaz kılmak için Mescide koştururduk, bilir bilmez. Babamın yanında namaz kılardık.

Büyük sütünların altından gelen soğuk havadan saçlarımızı savurturduk.  Zemzem bardaklarından güller yapardık. Namaz kılarken yanımıza usulca bir kedi sokulurdu. Babam 'incitmeyin sakın, onlar Ebu Hüreyre�nin kedileri' derdi, biz de inanırdık. Senin Mescidine kediler de girebilirdi. Sen çok iyi bir ev sahibiydin çünkü.

Çarşamba günleri hep Uhud'a giderdik. Senin çok sevdiğin amcanı ziyaret etmeye, o bizim de amcamızdı. Kardeşlerimle Ayneyn tepesine çıkar oradan Uhudda yatan 70 şehide selam verirdik. Uhud dağına her baktığımızda sanki orada seni görür gibi olurduk. Uhud da senin Ravzanın kokusu gibi gül kokardı. Orası da ayrı bir gül bahçesi idi sanki.

İşte benim yedi senem ki en değerli en güzel yıllarım senin köyünde, senin gül bahçende, senin savaştığın yerlerde sanki yanımda sen varmışsın gibi seninle dopdolu geçti. Seni görmesem de seninle yaşamaya o kadar alışmıştım ki senin yanından ayrılırken sanki bir yanım, bir canım, bir parçam orada kalmıştı.

Buraları bana gurbet oluverdi. Elimde olsa hemen yanına koşar gelirim ama hep büyüyünce gidersin diyorlar.  Ben sırf senin yanına gelebilmek için büyümek istiyorum. Senin yanına  geldiğim zaman büyümüş bile olsam bahçendeki mermerlerde yalınayak dolaşacağım. Ta ki güneşin içimi ısıtana kadar.

Senin hasretinden içim üşüyor. Belki hasretin herkesi yakar, beni de üşütüyor işte. Çünkü benim ruhum doğduğumdan beri senin sevginle ısınmaya alışkın.

Senin sıcaklığına o kadar muhtacım ki. Ne olur ben sana gelemesem bile sen beni hiç bırakma. Işığınla gecelerimize nur ol. Sıcaklığınla bütün zerrelerimizi ısıtıver. Hani sana Medineyken komşuyduk ya, evlerimiz birbirine çok yakındı. Senin varlığın bize güven verirdi hep. Yine öyle ol, arasıra da olsa evimizi şereflendiriver.

Hem benim adım Nebi, aynen seninki gibi. Bu ismi bana seni çok seven bir dostun koymuş. Diğer adım da Muhammed, yine senin gibi. Bu ismi de 
canım babacığım koymuş. Buraya gelirken senin köyünde bıraktığımız babacığım. 

Sana benzeyen bir yanım daha var. Ben de senin gibi babasız büyüyorum. Ben çok şanslıyım, sen bize asla yetimliğimizi hissettirmedin. Medine�den ayrıldığımızdan beri sanki sen hep yanıbaşımızdaymışsın gibi hissediyorum. 

Geceleri korkmadan güvenle uyuyorum hep. Seni tanıdığım ve seni sevdiğim için Rabbime binlerce kez teşekkür ederim.

Babam senin köyünde kalmıştı. Biz babamın cenazesini gömerken abimin terlikleri babamın kabrine düştü ve orada kaldı. Ben o terlikleri çok kıskandım. Çünkü abimin terlikleri hep babamla kalacaktı. Babamı son 
ziyaret edişimizde ben de kimse görmeden terliğimi babamın kabri üstüne gömüverdim. İşte şimdi benim terliğim de hep babamla kalacaktı.

Evet demiştim ya bir güneşimi, bir babamı, bir de terliklerimi bırakmıştım geride. Babam ve terliklerim hep oradaydı, gelemezlerdi. Ama güneşim hep yanımızdaydı. Yetimlerin efendisi, yetimlerini hiç ışıksız bırakır mı? Dünyanın bir ucuna gitmiş olsaydık bizi bırakmayacağını biliyordum.

Gözümüz gönlümüz seninle aydınlanır efendim. Ruhumuz, içimiz sıcaklığınla ısınır. Birgün sana gelişim geç bile olsa bana,  Gül bahçesinin mermerlerinde yalın ayak koşmak nasip et. Taki aşkınla, sevginle bütün bedenim yanıp kavrulsun. Terliklerimi bıraktığım o güzel mabed son durağım olsun.

Böyle güzel bir yazı ancak orada doğmakla, orada büyümekle ve O Yüce Peygamber�e hasretlik çekmekle yazılır.

Peygamber diyarında ona komşu olarak büyümüş bir çocuk, onun hasretiyle yanıp tutuşan, içi üşüyen bir çocuk, ona kavuşunca ısınacağını bilen bir çocuk ancak bu kadar güzel yazabilir.

2005 yılında hacca İzmir 17. Kafile başkanı olarak Kütahya Tavşanlı hacıları ile gittim. Bu mektubu oraya da götürdüm. Ravzanın hemen yanında hacılarıma okudum.  Muhammed Nebi Kardeşimin selamını götürdüm. Bilemiyorum ben bu mektubu okurken çok duygulandım. Hislendim. Gözlerimden iki damla da olsa yaş aktı. Sizin de gözyaşlarınızı sildiğinizi tahmin ediyorum.

Ben bu çocuğu ve yazdıklarını çok sevdim. Gözlerinden öpüyorum.

Selam ve saygılarımla...

Bu mektubu power point olarak 04.12.2005 Pazar günü saat 02.00'de yayına verdim. Bilgisayarınıza indirmek için lütfen

Sızıntı Dergisindeki yazıyı sesli dinlemek için tıklayınız


MEVLİD KANDİLİNİZ DE MÜBAREK OLSUN

Vakit Yazarı Hasan Karakaya 08.03.2009 tarihli yazısında bu yazıdan bahsetmiş:

Okumak için tıklayınız

 

 






2014 Kutlu Doğum




Din Dersi Kutlu Doğum
Peygamberimizin Hayatı

Siyeri Nebi

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar2.09032.0940
Euro2.81602.8211
Hava Durumu
Anlık
Yarın
32° 34° 19°
Saat
Kur'an-İlmihal