• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/kutludogumdokumanlari/
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam13
Toplam Ziyaret272180
Site Menüsü
Site Haritası
Takvim
Esmaül Hüsna
Siyer Araştırmaları Merkezi

Siyer Tv

KUTLU DOĞUM HAFTASI

Toplumda Güven Duygusu

Vehbi Akşit

Vehbi Akşit
vehbiaksit@hotmail.com
Çağımız ve Hazreti Muhammed (SAV)
27/04/2013

ADI GÜNDE BEŞ DEFA ANILAN BİR PEYGAMBERİN ÜMMETİYİZ

 

Adı günde beş defa anılan bir peygamberin ümmetiyiz.

Hazret-i Muhammed’in Ümmeti.

İçinde adı geçen davete de Ezan-ı Muhammedî diyoruz.

 

Milli Şairimiz Mehmet Akif, İstiklal Marşında:

“Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli,

  Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli” diyor.

 

Hazret-i Muhammed (s.a.v.) neden büyüktür? Büyüklüğü tartışılmaz. Dün de, bugün de, yarın da en büyük insan Hazreti Muhammed’dir.

 

Getirdiği mesaj “La ilâhe illallah” mesajıdır. İnsanların kendi elleriyle yaptıkları, yonttukları taşlara, heykellere, putlara tapan insanlara “Durun, yaptığınız hatadır” diyen bir mesajdır.

 

Âlemlerin Rabbi olan Allah’tan alınan, kaynağı hak ve gerçek olan bir mesajdır.

 

1400 küsur seneden beri, insanlığı besleyen, büyüten, sevgiyle ve aşkla yoğuran bir mesajdır.

 

Çağımıza kadar, güncelliğini hiç kaybetmeyen, tazeliğini an be an koruyan, sanki yeniden geliyor gibi insanlığın ufkunu inen, insanlığı değiştiren bir mesajdır.

 

Hazreti Muhammed (s.a.v.), cahiliye dönemi olarak tarihe geçen, o karanlık âlemde, bir nur gibi parlayan meşale olmuş, etrafını hep aydınlatmış, özüyle sözüyle “El-Emin” unvanını almıştır. Cahiliye döneminin örf ve adetlerinden uzak kalmıştır.

 

Hz. Peygamber, en yakınlarından başlayan, daha sonra bütün Arap yarımadasını kaplayan ve hatta bütün Arap yarımadasının sınırlarını aşan davet faaliyetlerini peygamberlik görevi boyunca sürdürmüş ve bu hususta çok büyük bir başarı elde etmiştir.

 

Cahiliye döneminde, kendisini öldürmek, yok etmek için yola çıkanlar, önünde kelime-i şehadet getirerek dirilmiş, yepyeni bir hayata başlamışlardır.

Hz. Peygamber’in davetinde başarılı olmasının sebebi, kuşkusuz güvenilir bir insan vasfını, özüyle sözüyle dosdoğru insan olmasını korumasına borçludur.

Peygamberimizin hadislerini incelediğimizde, sanki yeniden söyleniyor, bize söyleniyor şeklinde anlamak lazımdır.

 

1400 sene önce, bir avuç insan iken, yarımadayı aşan, milyon kilometrekarelere ulaşan yerlerde yaşayan insanlarda büyük bir kimlik değişimi olmuş, şahsiyetlerinde olgunlaşma, İslamlaşma görülmüştür.

Öncelikle kendi çağına verdiği mesajları anlamak lazımdır. Ondan sonra günümüze verdiği mesajları anlamak daha doğru olacaktır.

 

Hazreti Peygamber, bu görevini yaparken çeşitli konumlarda karşımıza çıkar: Başta sapıklık içinde bulunan ve çoğu okuma yazma bilmeyen bir topluma ilâhi mesajı tebliğ edip bizzat tatbikatını yapmıştır.[1]

 

Bu kişinin kendi içlerinden birisi olması, onları fena huy ve inançlardan temizlemesi, Allah’ın büyük bir lütfudur.[2] Eğer kendi içlerinden biri olmasaydı, tanımaları, örnek almaları güçleşir, güvenleri kalmazdı.

 


        1400 sene önceden çağında yaşadığı insanlara verdiği mesajlar incelendiğinde, yeniliklere açık, ilerleme, gelişme ve dinamizmin insanlığı mutluluk getirdiğini haber veren adımları atan bir peygamberdir. Yeniliklere ne kadar açık olduğunu gösteren çok sayıda örnekler mevcuttur. Bu hususta birkaç örnek verelim.  

 

         Bunlardan birisi Temimi ed-Dari’nin Mescid-i Nebevi’yi aydınlatmasıyla ilgilidir.

 

         Mescid-i Nebevi önceleri yatsı ve sabah namazı vakitlerinde hurma dalları ve yaprakları yakılarak aydınlatılıyordu. Hicretin dokuzuncu yılında Temim heyeti ile birlikte Medine’ye gelen ve yanında birkaç kandil ile fitil ve yağ getiren Temim ed-Dâri, bir Cuma gecesi hizmetçisine Mescid’de kandilleri astırarak yaktırır. Hz. Peygamber Mescid’e gelince bunları kimin yaktığını sorar. Temim ed-Dâri’nin yaptığını öğrenince ona şunları söyler: “Sen İslam’ı nurlandırdın. İslam’ın mescidini süsledin. Allah da seni dünyada ve ahirette nurlandırsın.” Bu olay Hazreti Peygamberi o kadar etkiler ki, Temim ed-Dari’ye kandilleri asan hizmetçinin adını sorar. Fetih olduğunu öğrenince Sirâc (kandil) olarak değiştirir. Sahabe arasında yer alan Sirâc, Mescid-i Nebevi’yi aydınlatma ve isim değiştirme olayını bizzat kendisi anlatmıştır.[3]

 

Toplumsal hayatın vazgeçilmez ögesi olan aileyi sağlıklı bir toplumun esası kabul eden Hz. Muhammed (s.a.v.), evliliği kolaylaştırıp özendirmiş, bugün bilinen tarzın dışındaki nikâh şekillerini kaldırmıştır.

 

Ailede kadın, kocası karşısında bağımsız kişiliğe sahiptir; ekonomik bakımdan da bağımsızdır.

 

Hz. Peygamber birçok hadisinde ailenin önemine işaret etmiş ve onun bir huzur yeri olduğunu belirtmiştir. İnsanın üzerinde hakkı olan kişilerin başında aile fertleri gelmektedir. Peygamberimiz aile reisi olarak bir Müslümanın aile fertlerine nasıl davranması gerektiğini emir ve tavsiyeleri ile ifade ettiği gibi, bizzat kendi uygulaması ile de ortaya koymuştur.

Erkeğin kadına iyi davranması gerektiğini çok açık ve kesin bir şekilde dile getirmiştir. Bu anlamda “En hayırlınız ailesi için hayırlı olandır. Bana gelince, ben aileme karşı en hayırlı olanınızım.”[4]“ En hayırlınız hanımlarına karşı iyi davrananınızdır”[5] buyurmuştur.

 

İnsanın üzerinde hakkı olan kişilerin başında aile fertleri gelmektedir. Kişinin sevincini ve üzüntüsünü ilk önce paylaştığı kimseler aile fertleridir. Hz. Peygamber çeşitli vesilelerle erkeklerin kadınlar üzerinde, kadınların da erkekler üzerinde hakları bulunduğunu söylemiştir. Kadınlar hakkında Allah’tan korkulmasını, onlara haksızlık yapılmamasını istemiştir. Kocasını şikâyet için gelen kadınların sayısı artınca bu tür davranışlarda bulunanların iyi kimseler olmadığını söylemiştir.[6] Hanımlarına iyi davranmış, onları dövmemiştir. Kendisi bunu yapmadığı gibi, hanımlarını dövenleri de “Kadınlarınızı nasıl dövüyor, sonra da akşam olunca beraberce yatıyorsunuz”[7] diyerek kınamıştır.

 

Hz. Peygamber’in idaresi istişare üzerine kurulmuştu. Kur’an-ı Kerim’de istişarenin önemi üzerinde çok durulur, bizzat Hz. Peygamber’e istişare etmesi emrolunur.[8]

 

Hz. Peygamber’in idarede izlediği bazı temel prensipler vardır. Her şeyden önce O’nun başlıca gayesi İslam’ı mümkün olduğunca çok insana ulaştırmaktı. Bunun dışındaki her şey o hedefi gerçekleştirmek için bir vasıta idi. O, her sıkıntıya bu gaye uğruna katlanmıştır.

 

Hz. Peygamber insanları çalışmaya teşvik ettiği gibi, bizzat kendisi de çalışmış ve çalışma hayatının ilkelerini kendi hayatında uygulama alanına koymuştur. Çalışmalarını çocukluğundan itibaren hayatının sonuna kadar sürdürmüştür.

 

Rahmet Peygamberi olan Hz. Muhammed (s.a.v.) insanlığa getirmiş olduğu mesajı, kendi çağına anlatmış, nesilden nesile aktarılan ve yaşanan bir din olarak karşımıza çıkmıştır.

 

Günde adı semalarda beş defa anılan başka bir insan yoktur. Bu sadece ve sadece Hz. Muhammed’e nasip olmuştur. Bizler ümmeti olarak, bize getirmiş olduğu mesajı çağımıza göre yeniden yorumlayarak anlamak zorundayız. Dar kalıplardan sıyrılarak, ufkumuzu ve aklımızı kullanarak verilen mesajları çok iyi anlamalıyız.

 

İki cihan güneşi Hz. Muhammed’i bu dar kalıplar içinden çıkararak, günlük hayatımızda başköşeye oturtmak, onun mesajlarını yudum yudum içmek zorundayız.

 

Biz ümmetine de, ancak bunu yapmak yaraşır.


[1] Cuma, 62/2.

[2] Ali İmran, 3/164.

[3] Asım Köksal, İslam Tarihi, (Medine Devri), IX, 363-364.

[4] İbn Mâce, I, 636.

[5] İbn Mâce, I, 636.

[6] İbn Mâce, I, 639; Ebu Davud, II, 608-609; Darimi, Sünen, İstanbul, 1981, s. 543.

[7] İbn Hanbel, IV, 17.

[8] Ali İmran, 3/159.

 



Paylaş | | Yorum Yaz
7710 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Hadislerle İslam
İslam Ansiklopedisi
2017 Kutlu Doğum





Son Peygamber
Siyeri Nebi

Sesli Kitaplar
Evrensel Mesaj
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.87653.8921
Euro4.57284.5911
Hava Durumu
Anlık
Yarın
15° 5°
Saat