KUTLU DOĞUM HAFTASI

 

 Ana Sayfa            Diyanet İşleri Başkanlığı              Medya                 Arama           Bize Ulaşın

   
 
 
 
 
 

WEB MASTER

 
 
 
 

Bu sayfa 06.04.2008 tarihinden itibaren Hit Counter defa ziyaret edilmiştir.

 

KUTLU DOĞUM HAFTASI AÇILIŞ KONUŞMALARI

AÇILIŞ KONUŞMALARI -4

İbrahim KOÇ

İstanbul İTO Kadınlar Çeşmesi İlköğretim Okulu

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni

 


 
Saygıdeğer Müdürüm
Değerli öğretmen arkadaşlarım
Ve Sevgili öğrenciler
 
Öncelikle Kutlu doğum haftası münasebetiyle düzenlemiş olduğumuz programa hoş geldiniz…


Hepinizin mevlit kandilini kutluyorum. Alemlere rahmet olarak gönderilen peygamberimizin doğumunun ; İslam alemine ve tüm insanlığa barış , huzur , mutluluk ve adalet getirmesini Cenabı ALLAH tan niyaz ediyorum…


Ülkemizde ve tüm dünyada, peygamberimizin dünyayı şereflendirdiği bu gece, müslümanlar arasında yüzyıllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, sevgili Peygamberimiz, derin bir saygı ile anılmaktadır.


Yer yüzünde şimdiye kadar gelmiş geçmiş hiçbir insan, O'nun kadar sevilmedi. Yer yüzünde şimdiye kadar gelmiş geçmiş hiçbir insan O'nun kadar anılmadı.


Dünyada gelmiş geçmiş hiçbir insanın vefatının ardından, O'na duyulduğu kadar üzüntü duyulmadı, gözyaşı dökülmedi.Ve yine hiçbir insan O'nun kadar özlenmedi. Peygambere duyulan bu denli aşkın kaynağı ne idi? Zannedersem bu sorunun cevabı O'nun kainatın merkezinde oluşu  ve her şeyin onun etrafında şekillenmiş olmasıdır…Şairinde mısralarında çok net ifadeettiği gibi:
Ondan önce yaşayan tüm insanlar o gelecek diye yaşadı; Ondan sonra yaşayan tüm insanlar ise o yaşadı diye yaşamıştır… Allah cc insanoğlunu "Eşref-i Mahlukat" ; yani yaratılmışların en şereflisi olarak yaratmış, ve merkeze de, "Habibim" yani sevgilim,dediği peygamberimizi koymuştur…


"Hatem'ül-Enbiya" yani Peygamberlerin son incisi Nebi sallallahu aleyhi ve selemin doğumuyla birlikte harikülade olaylar meydana gelmiştir.


Onun doğumuyla Allah (cc) yeryüzünü adeta titretmiş ve tüm insanlığa onun doğuşunu haber vermiştir. "Kabe içinde bulunan putlar yüz üstü düşüp kırılmış,Kisra (İran hükümdarı)'nın sarayı sarsılmış ve 14 sütun yıkılmış; ateşe tapanların, bin yıllık yanan ateşleri sönmüş ve Sava Gölü kurumuştur."


Tüm bu olağanüstülükleri, zamanın kralları yorumlatmış ve o gün İncil ve Tevratta bahsedilen son peygamberi bekleyenler onun yeryüzünü şereflendirdiklerine şahitlik etmişlerdir..


Peygamberimiz doğumundan sonra ilk vahye kadar ALLAH tarafından korunmuş, ahlakıyla insanlara önder olmuştur.40 yaşında ilk vahiyle beraber kutlu çağrı başlamış ve bu çağrı tüm insanlıkta, maakesbulmuştur.


O'nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm veahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti. Onun öğretileriyle tüm cahiliyye adetleri bir anda terkedilmiş , çok kısa bir zamanda insanlığın iftihar tablosu diye adlandırdığımız asr-ı saadet dönemi aynı insanlar tarafından yaşanmıştır..


Yirmi üç yıl gibi kısa bir zaman sürecinde bütün dünyaya model olma özelliğine sahip bir iman ve ahlak toplumu oluşturması, bu başarının en bariz göstergesidir. Günümüz Müslümanlarına düşen sorumluluk da, bu ışıklar saçan kandili, hem içimizde hem de çevremizde yeniden keşfetmek ve onun telkin ettiği değerleri hayatın içine taşımaktır.


Batılı Ünlü Tarihçi Arnold Toynbee'nin dediği gibi "Eğer insanlığın bugünkü durumu bir 'ırk savaşı'na yol açacaksa, İslam, tarihî görevini yapmak üzere, bir kere daha çağrılmalıdır. Dileyelim ki, böyle bir şey çıkmaz."


O sadece bir kavme veya millete değil,bütün insanlığa peygamber olarak gönderilmiştir.Ve bütün insanlığın huzuru ve mutluğu için çaba göstermiştir. Tüm siyer kitapları , menkibeler ve onun yaşamı buna şahittir.


Hayatın gayesinin , yaratılışın mânâsının silindiği - yok olduğu, her şeyin mânâsız olduğu, başıboşluk ve hüzün örtülerine büründüğü 21. yy insanı; maddi anlamda çağlar atlayıp bütün ihtiyaçlarını karşılamış ama ruhunu paslandırmış ve çürütmüştür..


Bugun ; artık Ruhlar birşey bekliyor, her şeyin madde olmadığını anlatan bir nur istiyor. Her şeye rağmen, ruh ve mânâ kökleri sağlam; genlerindeki (fıtratlarındaki) saflığı , temizliği barındıran insanoğlu, er-geç dönüp dolaşıp Senin şefkat ve merhamet ikliminde yeni bir dirilişe erecek ve dünyaya sevgiyi, barışı getirecektir.


Özünü arayan kurtulur. Kökünden kesilen ağaç kurur. Çağları aşan bir muştudur İslam… Efendimizin doğumu , aleme rahmettir. Son mesajın taşıyıcısı yani , insanlığın son davetinin sesidir O . O'nun doğumuyla karanlıklar boğulup, aydınlık bir çağ başladı. O'nun peygamberliğiyle ,Allah insanlığa son mesajını sundu.
 
NE MUTLU ONU TANIYANLARA
NE MUTLU ONU OKUYUP YAŞAYANLARA…
 
Peygamberce bir düşünüşün , Muhammedi bir misyonun , vizyonun ve aksiyonun tüm gönüllere sirayet etmesi dilekleriyle sözlerimi bitirirken, programda emeği geçenler adına tekrar katılımlarınızdan
dolayı hepinize teşekkür eder, saygılar sunarım